6 Ekim 2010 Çarşamba

merhaba dostlarım merhaba merhaba!


uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle olmak ne kadar mutlu ediyor beni bilemezsiniz...
tatilimi biraz uzun tuttum affola! daha doğrusu bir internet kafeye gidip yazı yazmaya üşendim ondan.. ama yeniden buradayız!





gündeme girişiyorum direkt müsadenizle değerli dostlarım..

bildiğiniz gibi sevgili müdürümüz rotasyon adı verilen saçma bir sebep yüzünden okulumuzdan gitmiştir.. yeni gelen müdürümüze başarılar diler kolay gelsin dileklerimizi sunarız..

bunun yanı sıra her daldan bir çok öğretmenimizin tayini çıkmıştır.. bazı hocalarımızda rahatsızlıklarından dolayı bu dönemi kapatmış bulunmaktalar.. ama üzülmeyin S.T. hala okulda !




efendim yeni müdürümüz okula çok çabuk uyum sağladı değil mi? S.T. ile birlikte 3 hafta boyunca her sabah bizi okul bahçesine dikip kıyafet saç sakal kontrolü yaptılar! üstelik bununla yetinmeyen S.T. bu kontrollerin ardından kantine girip ava devam etti! peki dostlarım biz av olmaya mahkum muyuz? bu 15.yüzyıl(!)dan kalma aydınlanmamış saçmalıklara katlanmak zorunda mıyız? cevabı zaten biliyorsunuz o yüzden fazla söze ne gerek var... umarım yeni gelen diğer öğretmenlerimiz bu düzene uymaz ve öğrencilerin haklarını ararken önlerinde durmazlar..








efendim yeni müdürümüzün koymaya çalıştığı ve adına kural dediği klasik söylemleri duydunuz mu?


efendim kızların saçları bağlı olacak erkeklerin saçları kısa olacak gömlekler vs derken yepyeni bir şey daha var!




bağcıklı ayakkabı yasak!!! efendim tek düze öğrenci mantığıyla bizi yönetmeye çalışmanın son ürünü! şu anda uygulamaya geçmedi ancak bu kuralları dile getirmeye yorulmuyor müdürümüz!


acaba blogumuzu okuyacak mı? efendim eğer bu tarz bir uygulamaya girişilirse bir tavsiyem var, herkes ayakkabı bağlarını söksün ve kantine merdivenlere sınıflara ve hatta cesur olanlarımız S.T. F.K. S.K. ve müdürün odalarının kapılarına assınlar!


bari buna karışmayın yahu!
sayın F.K. nasılsınız? özlediniz mi bizi? balıklarınız nasıllar inşallah? bu seneye sakin bir giriş yaptınız.. rahatsızlıgınız filan yok değil mi? aman siz iyi olun...



efendim okulumuza yeni gelen arkadaşlarımıza blogun reklamını yapmayı siz değerli okurlarımıza bırakıyor ve buradan tüm muhabirlere sesleniyorum ! yazılarınız bize ulaşsın ey dostlarım!

bizi okuyun, bize yazın...

21 Haziran 2010 Pazartesi






Değerli okuyucularımız uzun süredir yazılarımıza ara vermek zorunda kaldık. Affınıza sığınarak gazetemiz biraz erken tatile girdi. 2009-2010 okul dönemi sona ermiş bulunmakta. Herkese iyi tatiller diler LYS'ye girecek arkadaşlara başarılar dileriz! Muhabirler

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Gençler!


Merhabalar! Baş muhabirimiz bir süreliğine tatile çıktı, ancak ''demir bilek'' sizi habersiz bırakmayacak!


Bugün gündemimizde 11 Mayıs Çarşamba günü yapılan 'Atatürk ve Gençlik' sempozyumu var.

Öncelikle tüm katılımcıları tebrik etmek istiyorum. Muhabirlerimden aldığım bilgiye göre içeriği oldukça hoş bir sempozyum olmuş.


Şöyle bir bakıldığında, gerçekten de ince noktalara değinilmiş ve 'gençliğin ülkeyi ilerletmek için yapması gerekenler' gibi uzun ve ayrıntılı bir konuyu gayet güzel bir şekilde özetlenmiş.


Ne kadar güzel!


Pekala, burada okulumuzla ilgili haksızlıkları eleştiriyoruz ama bu dar alandaki düşüncelerimizi, haksızlıklıklara karşı duruşumuzu bana kalırsa gittikçe büyütmeli ve yarınlarımızı düşünür halde devam ettirmeliyiz.


Yanılıyor muyum?


Ata'mızdan emanet ülkemiz, cesurca değinildiği gibi, Gençliğe Hitabe'de bulunan uyarılarla birebir karşı karşıya.

Bence bu durum ince ve sık bir şekilde irdelenmeli

ve gençliğin kuvveti, bileği yarınları şekillendirmeli.



Umarım sizi biraz düşündürebilmişimdir.



Görüşmek üzere sevgili Ç.A.L. sankinleri!!



muhabiriniz ''demir bilek''





27 Nisan 2010 Salı


merhabalar değerli okurlar!
en sevdiğimiz(!) idarecimiz 2 gündür okulda değil! evet evet S.T. yok! bizden duymuş olmayın ama annesi rahatsızlanmış... efendim büyük geçmiş olsun dileklerimizi iletmeden kendimizi alamıyoruz...
ancak bu S.T.ye olan eleştirilerimizi yöneltmeyeceğimiz anlamına gelmiyor tabiki...
ortak sınavların olduğu hafta içerisinde bir arkadaşımız okulda -diğer bir çok erkek öğrenci gibi- siyah kravatla gelmiş... S.T. ve F.K.'nin radarına yakalanan arkadaşımız hemen bir lacivert kravat bulur ve kurtulur bu durumdan.. ancak diğer herkesin siyah kravatla olmasından dolayı kendi kravatını geri takar... ortak sınavlarda öğrenci avlamayı hobi edinen S.T. bu durumda görür arkadaşımızı ve hemen yanında oturan siyah kravatlı diğer arkadaşının yanından kravatını alır... ödünç olarak alınan mavi kravatta ortalıkta olmadığı için kravatsız kalan değerli öğrencimiz bir sonraki sınavada kravatsız girme gafletine düşer ve S.T.'nin ikinci kez avı olur.. ne diyelim kendi kaşınmış !
2 (iki) ders boyunca ziyaretçi odasında kapalı kalan bu arkadaşımıza diğer arkadaşlarının mavi kravat almasına rağmen dışarıdan izin verilmemiş bir mahkum gibi orada kalması istenmiştir. bu durumu farkeden değerli müdürümüz azad eder arkadaşımızı...
veli toplantısında bu arkadaşımızı kötülemekten kendini alamayan S.T. bir türlü hızını alamamıştır.
okulumuzun yarı kapalı cezaevi olduğu apaçık ortadır! ziyaretçi odasında -ki ziyaretçiler dışında herkesin kullandığı yer olarak bilinir- hücre cezalarına benzer cezalar uygulanmaktadır....
bir süredir okulda bulunmayan S.T.'nin dönüşü muhteşem olacak gibi! özgürlüğü kullanabildiğiniz kadar kullanın! ön merdivenlerde özgürlük!
bize yazın ve bizi takip edin! yeni fikirlerinizle daha eğlenceli adımlar atmayı planlıyoruz!

26 Nisan 2010 Pazartesi

ortak sınavlarımız sona ermiş durumda!


buradan herkesin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyorum!



efendim gelelim gündemimize...

değerli S.T. sadece öğrencilere değil her önüne gelene eziyet etmekte usta olmuş durumda...

okul görevlileri,kantin çalışanları,öğrenciler hepsi kendisinin kölesiymiş gibi davranmakta üstüne yok..

değerli S.T. kantinden çay istiyor sonra bekletiyor içmiyor ve bu soğuk diye tazelenmesi emrini vermekten kendini alamıyor, bazen odasına simit getirttiriyor ve simitlerin soğuk olduğunu iddia ediyor beğenmiyor insanları azarlıyor... efendim çok istiyorsanız biraz ilerde pastane var ordan istediğiniz gibi alın ve kendinize bir köle tutunda sizin çayınızı o taşısın... kimse sizin keyfi emirlerinize uymak zorunda değil!

bu sıralar konu bulamıyoruz pek... yazılarınızı bekliyoruz... yakında yeni süprizlerimiz olacak! bize yazın, bizi takip edin!

13 Nisan 2010 Salı







efendim ortak sınavların birinci haftası sona ermiş durumda...





ortak sınavlar olaysız geçer mi geçmez tabiki...





bir arkadaşımız bir sınav öncesinde her öğrencinin doğal hakkı olan ya da her insanın en önemli ihtiyacı olan suyunu sırasının üzerinde hazır bulundururken, gözetmenlerimizden almanca öğretmenimiz S.E. bu durumu garipser ve suyu kaldırmasını söyler. öğrenci bu duruma itiraz ederek suyun yasak olmadığını daha önceki tüm sınavlarda içtiğini bu sınavda da içebileceğini söyleyince S.E. sinirlenir ve bağırmaya başlar içemezsin kaldır der öğrenci kaldırmaz kaldırmazsan içemezsin diyen S.E.'ye öğrenci içerim ve içeceğim bu doğal bir ihtiyaç hem içemeyeceğimi belirten bir kural yok diye cevap verir. S.E.'nin verdiği cevap ise içebileceğini gösteren bir kuralda yok ama olur! efendim öğrenci arkadaşımızın bu duruma verdiği cevaba katılıyorum.. içemeyeceğini belirten bir kural yoksa içebilir demektir..





sinirlenen S.E. biricik arkadaşı S.T.'ye koşar ve bu öğrencimizi şikayet eder ! S.T. kendisinin her şeyi yapabileceğine inandığı için öğrenciyi sınav esnasında odasına çağırıp azarlar ve üstüne suyun sınavda içelemeyeceğini savunurak öğrenciyi haşlamaya devam eder. öğrenci arkadaşımız sınavda olduğunu hatırlatınca azad edilir...





işin komik yanı ise sınav esnasında bu olaylar yaşandıktan sonra değerli müdürümüzün o sınıfa gelmesi ve S.E.ye sınavlarda suyun içilebileceğini söylemesi!!!





yani değerli S.E. ve S.T. kendilerini kanundan üstün görüp şahsa göre kural uydurabileceklerini düşünerek bir kez daha egolarını tatmin etmiş bulunmaktalar..





S.E. ve S.T. ne siz ne de bir başkası kurallardan daha üstün değildir ve olamazda... sizin istediğiniz baskıdan sindirilmiş ve her ağzınızdan çıkana evet diyecek öğrenci grubu yok karşınızda artık.. korku toplumu üretip kafanıza göre yönetmek istediğiniz bu zihniyete son vermenizi şiddetle hatırlatıyorum!



geçtiğimiz hafta yaşanan bir olayı daha aktarmak istiyorum...

kavga...

bir insanın başka bir insana vurması acizliktir.. bunu yapan insanlarda aciz insanlar arasında yer alır değerli arkadaşlarım...

geçtiğimiz gün bir grup öğrenci birbirlerini öldürmek istercesine kavga etmiş... bir tanesinin kaşı yarılırken bir diğerinin kulağına taş atılmış vs vs vs...

bir öğrenci okuldan atılmış üstelik..

kavga gerçekten kötü bir şeydir değerli dostlarım..

burdan kavga eden tüm arkadaşlarımızı kınıyor ve birlik beraberliğe davet ediyorum...


bize yazın...

2 Nisan 2010 Cuma



değerli okurlarımız bu hafta içersinde başlayacak olan ve bir hafta ara ile 2 hafta sürecek olan ortak sınavlarımızdan dolayı bir süre yazılarımız aksayabilir. hepinize başarılar dileriz efendim!

bize yazın....